MEHDİ (AS) HZ. İBRAHİM'İN NESLİNDENDİR

ÖNSÖZ: MÜSLÜMANLARIN TEVRAT VE İNCİL'E BAKIŞ AÇISIYLA İLGİLİ ÖNEMLİ AÇIKLAMA >>>
GİRİŞ: İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ AHİR ZAMAN VE MEHDİ (AS) MÜJDESİ >>>
HZ. İBRAHİM'İN HANİF DİNİNE UYMAK >>>
AHİR ZAMANDA YERYÜZÜNE DİN AHLAKI HAKİM OLACAKTIR

>>>
MUSEVİ KAYNAKLARINDA HZ. İBRAHİM'İN SOYUNA VADEDİLEN HAKİMİYET VE MEHDİ'NİN HZ.İBRAHİM'İN SOYUNDAN OLMASI >>>
TEVRAT'TA BEN-İ İSRAİL DİYE HİTAP EDİLEN KAVİM, MEHDİ CEMAATİDİR >>>
TEVRAT'TA VE DİĞER MUSEVİ KAYNAKLARDA MEHDİ (AS)'A İŞARETLER >>>
MUSEVİ KAYNAKLARINDA MEHDİ (AS)'IN ÇIKIŞINDAN ÖNCEKİ DÖNEM >>>
MEHDİ (AS)'IN MUSEVİ KAYNAKLARINDA TARİF EDİLEN ÖZELLİKLERİ >>>
MUSEVİ KAYNAKLARINDA MEHDİ (AS)'IN HAKİMİYET DÖNEMİ >>>
İNCİL'DE MEHDİ (AS)'A İŞARETLER >>>
İNCİL'DE MEHDİ (AS)'IN ÇIKIŞINDAN ÖNCEKİ DÖNEM >>>
İNCİL'DE MEHDİ (AS)'IN HAKİMİYET DÖNEMİ >>>
KURAN'DA VE DİĞER İSLAMİ KAYNAKLARDA MEHDİ (AS)'A İŞARETLER >>>
KURAN'DA MEHDİ'NİN GELİŞİNE VE İSLAM AHLAKININ HAKİMİYETİNE İŞARETLER >>>
HZ. MUHAMMED (SAV)'İN HADİSLERİNDE MEHDİ'NİN ÇIKIŞI VE HAKİMİYET DÖNEMİ >>>
SONUÇ: ALLAH VAADİNDEN GERİ DÖNMEYENDİR >>>

TEVRAT'TA BEN-İ İSRAİL DİYE HİTAP EDİLEN KAVİM, MEHDİ CEMAATİDİR

Ahir zamanda gelecek Mehdi (AS)'ın ve cemaatinin özellikleri, vesile olacakları müjdeli dönem, İbrahimi dinlerin kendi kutsal kaynaklarında çok detaylı tarif edilmektedir. Hikmetli bir şekilde aktarılan tüm bu tarifler, her üç dinde de birbiriyle şaşırtıcı bir uyum içindedir. Bundan asırlar önce tasvir edilen bir ortamın, günümüz şartlarını yüzlerce delille tam olarak yansıtması, Mehdi (AS)'ın çıkışının çok yakın olduğunu bizlere göstermektedir.

Peygamberimiz (sav)'in hadislerine göre, Hz. Mehdi ve cemaati, tüm dünya insanlarının geleceği için çok önemli ve çok faydalı faaliyetler yaptıkları halde, ilk dönemlerde bilinmeyecekler ve çok az sayıdaki mümin topluluğu dışında onlara destek olan olmayacaktır. Ancak iman gözü ile bakanlar, Hz. Mehdi'yi ve cemaatini, zannı galipleriyle (üstün gelen kanaatleriyle) bileceklerdir. Her şekilde bu mübarek kişinin Mehdiyet makamına haiz olduğu, Allah'ın dinini yaymaktaki başarısı ile netleşecektir. Bir ayette, Kitap Ehli'nin Peygamber Efendimiz (sav)'i "çocuklarını tanır gibi" tanıyacakları bildirilmektedir:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. (Bakara Suresi, 146)

Bu ayet işari manada, Hz. Mehdi'nin tanınacağına da işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Hz. Mehdi de ortaya çıktığında, Peygamberimiz (sav)'in tasvirleri ışığında, insanlar onu çocuklarını tanır gibi tanıyacaklardır. Ancak buna rağmen bazı insanlar, bu mübarek şahsı tanımazlıktan gelecekler ve kendisini inkar edeceklerdir.

Allah'ın Hakimiyet Vaadinde Saf Irk Değil, Saf İman Ölçüdür

Bir kısım Yahudiler, Tevrat'ta hakimiyetle ilgili bahsi geçen topluluğun, Yahudi ırkı olduğunu öne sürmektedirler. Ancak ahir zamanda gerçekleşecek olan hak din ahlakının hakimiyeti, soy üstünlüğüyle değil; iman ve ahlak üstünlüğü ile olacaktır.

Günümüzde Yahudilerin büyük kısmının böyle bir iman bütünlüğüne sahip olmadığı, din ahlakını yeryüzüne hakim kılacak ahlak üstünlüğü göstermedikleri görülmektedir. (İçlerinden Allah'a samimi iman edenleri tenzih ederiz.) Bu durum, bizzat dindar Yahudiler tarafından da kabul edilmekte, hatta eleştirilmekte ve kınanmaktadır. Açıktır ki, Tevrat'ta bahsi geçen ve hakimiyet vadedilen topluluğun vasıflarına kim sahipse, Allah, din ahlakının hakimiyetine onları vesile edecektir. Diğer bir deyişle din ahlakını hakim edecek olanlar; samimi olarak iman eden, Allah'a saygı dolu bir korkuyla bağlı, Allah'ın bildirdiği ahlakı koruyan, gönülden teslim olmuş, şefkati, merhameti ve sevgiyi yaşayan müminlerdir. Hakimiyet, bir topluma veya ırka değil, samimi müminlere vadedilmiş bir müjdedir.

Bir kişinin sadece Yahudi kavminden olduğu için kendisine hakimiyet vadedildiğini düşünmesi ise, çok büyük bir yanılgı olacaktır. Önemli olan bir kimsenin Yahudi olup olmaması değil; Allah'a, din ahlakına ve peygamberlere olan bağlılığı, sadakati, itaati ve teslimiyetidir. Eğer bir kişi, Allah'ın varlığını kabul etmiyorsa ya da Allah'ın kudretini gereği gibi takdir edemiyorsa; dine inanmıyor veya din ahlakını tam anlamıyla yaşamıyorsa; peygamberlere inanıp onların mübarek sünnetlerini devam ettirmiyorsa; bu kişinin hangi ırka veya soya mensup olduğunun bir anlamı yoktur. Allah'a inanmayan, O'na gönülden teslim olmayan bir kimsenin, Hz. İbrahim'in, Hz. Yakup'un, Hz. Musa'nın soyundan olması bir anlam taşımaz; çünkü bu kişi soyundan geldiği mübarek peygamberleri reddetmiş bir kişidir. Bir kimsenin iman sahibi olmadan, sadece Peygamberler neslinden gelmesi, o kişiyi mübarek bir insan kılmaz. Hz. İbrahim'i, Hz. İshak'ı, Hz. Yakup'u, Hz. Musa'yı kabul etmeyen, Allah'ı sevmeyen, Allah'tan korkmayan bir kişinin soyunun Allah Katında bir önemi yoktur. Allah Kuran'da, insanı Allah Katında değerli kılan tek ölçünün, takva olduğunu bildirmiştir:

... Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)

Bir başka ayette ise, güzel olan sonucun takva sahipleri için olduğu, şu şekilde haber verilmiştir:

... Şu halde sabret. Şüphesiz (güzel olan) sonuç takva sahiplerinindir. (Hud Suresi, 49)

Takva sahibi olanlar, Allah yolunda samimi çaba sarf ederek sonucunu Allah'tan uman, Allah'ın rızası dışında bir karşılık beklemeyen, canını ve malını Allah'a satmış, Allah'tan şiddetle korkan ve Allah'ı aşkla seven kimselerdir. Hak din ahlakının hakimiyeti için Allah'ın varisleri de onlardır.

Sonuç olarak, Allah'ın hakimiyet vadetmesindeki asıl ölçü samimi imandır. Tevrat'taki hakimiyet izahlarıyla kastedilen, sadece belli bir kavimden olmak değildir. Müslüman olan -yani Allah'a teslim olmuş- ve Allah'a şirk koşmadan, samimi inanan kim ise, Tevrat'ta bahsedilen Ben-i İsrail kavmi de odur. Diğer bir deyişle "Ben-i İsrail", "Müslüman (Allah'a teslim olmuş)" olmanın diğer bir ismidir. Allah'ın seçip hakimiyet vadettiği topluluk, Nur Suresi 55. ayette bildirildiği gibi, şu vasıflara sahip olacaktır:

  • Allah'a iman etmek,
  • Salih amellerde bulunmak,
  • Yalnızca Allah'a ibadet etmek,
  • Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak.

Allah'ın vadettiği hakimiyet böyle bir topluluğa yöneliktir. Yoksa Ben-i İsrail soyundan olup, dindar olmayan bir kavmin dünyaya hakim olması beklenemez.

Diğer taraftan koşul olarak saf ırk aranması da, makul bir iddia değildir. Çünkü tarih boyunca birbirine çok yakın mekanlarda yaşayan soyların, keskin bir şekilde, karışmadan devam etmeleri mümkün değildir. Hz. İbrahim'in oğulları olan Hz. İshak ve Hz. İsmail'in soylarının karışmaması da mümkün değildir. Kastedilenin soy değil, inanç birliği olduğu açıktır.

Nitekim Tevrat'ın Yaratılış bölümünde, Hz. İshak'ın oğlunun Hz. İsmail'in kızı ile evlendiği bildirilmektedir. (Yaratılış, 28:7-10) Tevrat'ta bildirilen bu durum, soyların daha en başından karışabildiğine açık bir örnek teşkil etmektedir. Kaldı ki, yakın bölgelerde yaşayan Hz. İshak ve Hz. İsmail soyları, Hz. İbrahim'in oğulları olarak her yönden akrabalık bağları içindedir. Bu durumda, Hz. İshak'ın soyunun hiçbir karışmaya uğramadan bugüne kadar geldiği, Yahudilerin de bu "saf" ırktan oldukları iddia edilemez. Dolayısıyla, din ahlakını hakim kılacağı haber verilen topluluk herhangi bir soy veya ırk değil, Hz. İbrahim'in hak dininin, günümüzdeki ismiyle İslam ahlakını hakim edecek olan topluluktur.

Ayrıca Kuran'da Allah, tüm elçilerin tek bir nesil olduklarına bildirmektedir:

Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir. (Al-i İmran Suresi, 33-34)

Allah, Enam Suresi'nde de birbirlerinin soyundan gelen elçilerden bahsetmektedir:

İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir. Bu, İbrahim'e, kavmine karşı verdiğimiz delilimizdir. Biz, dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Şüphesiz senin Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. Ve ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı da (hidayete eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir. İsmail'i, Elyasa'yı, Yunus'u ve Lut'u da (hidayete eriştirdik). Onların hepsini alemlere üstün kıldık. Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik. (Enam Suresi, 82-87)

Bütün peygamberler birbirinin soyundan gelmektedir. Hz. Yakup'un soyu, Hz. Süleyman'ın soyu, Hz. Davud'un soyundan bahsedilirken, Hz. İbrahim'in soyu kastedilmektedir ve hakimiyet peygamberler soyu olan Hz. İbrahim'e vadedilmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de bu mübarek soydandır. Hz. Mehdi de hadislerde belirtildiğine göre, bu soydan gelmektedir. Halk arasında bu soydan gelenlere "seyyid" denmektedir. Hz. Mehdi de seyyid olacaktır. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde konu ile ilgili şöyle bildirilmektedir:

Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah benim Ehl-i Beyt'imden (soyumdan) bir zatı (Hz. Mehdi'yi) gönderecek. (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

Benim Ehl-i Beyt'imden bir şahıs (Hz. Mehdi) bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. (En-Necmu's Sakıb, Ukayli)

Hz. Mehdi ve Cemaati Kaderde Bellidir

İnsan hem kendi kaderinin hem de dünyanın kaderinin sadece izleyicisidir. Kimsenin bu kadere yön vermesi mümkün değildir. Aynı şekilde bu kaderle ilgili yorumda bulunması, bundan razı olması veya buna itiraz etmesi, Allah'ın vaadini, kaderde takdir ettiğini kesinlikle değiştiremez. Allah kimi seçip, kimin vesilesiyle dünyaya din ahlakını hakim kılarsa, Mehdi de o kimse olacaktır.

Yoksa hiç kimse çıkıp Mehdi olduğunu iddia edemez. Kaldı ki Mehdilik bir iddia değildir. Gayret etmekle çalışmakla, elde edilebilecek bir makam da değildir. Mehdi olabilmek için, bunun o kişinin kaderinde olması; Mehdi olarak yaratılması gereklidir.

Hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında belirtildiği gibi, Hz. Mehdi soydan çok, icraatlarıyla tanınacaktır. Hz. Mehdi ve cemaatinin ana faaliyeti dinsizlikle fikri mücadele ve hak din ahlakını tüm dünyaya yaymak olacaktır. Dinsiz ve imansız ideolojileri fikren mağlup eden, Allah'ın varlığının delillerini açıkça ortaya koyan, insanların imanlarına vesile olup din ahlakını yeryüzüne yayan kişi Hz. Mehdi'dir. Bu faaliyetler ve gelişmeler olmadan, bir kişinin veya topluluğun herhangi bir iddiada bulunmasının manası yoktur.


© 2008 Harun Yahya. www.yenibilgiyenikonu.com
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.